İkinci Randevu: Bu Kez Direksiyonda Kim Var ve Kim Geç Kalacak?
Nispetiye Motors
Otomotiv Editörü
İkinci Randevu
Bu kez direksiyonda kim var… ve kim geç kalacak ?
İlk randevu bir başlangıçtır.
İkinci randevu… gerçek test.
Çünkü ilkinde herkes en iyi hâlini getirir.
İkincide ise…gerçek kişi gelir.
Ve bu çok daha heyecanlıdır.
Bu Kez Yol Daha Kısa Gelir (ama trafik aynı)
Aynı şehir. Aynı yollar. Aynı İstanbul trafiği.
Tek fark şu: Bu kez kırmızı ışık sinir bozmaz.
Hatta biraz uzasa fena olmaz.
Çünkü konuşma güzel gidiyordur…
ve kimse henüz varmak istemiyordur.
Araba Artık Gösteri Değil, Bahane
İlk randevuda araba bir sahneydi.
Işığı vardı. Mesajı vardı.
İkinci randevuda ise sadece küçük bir bahaneye dönüşür:
“Biraz dolaşalım mı?”
Bu cümle Türk romantizminin
en gizli klasiklerinden biridir.
Çevirisi şudur:
“Akşam bitsin istemiyorum.”
Konuşmalar Tehlikeli Bölgeye Girer
İlk randevu soruları güvenlidir.
İkinci randevu soruları…
Google’da bulunmaz.
* “Gerçekten sabah insanı mısın?”
* “Tatile yalnız gitmek mi, birlikte gitmek mi?”
* “Mesajlara geç cevap vermen karakter mi, alışkanlık mı?”
Ve bir noktada en kritik soru gelir:
“Benim hakkımda ilk ne düşündün?”
İşte kalp atışı orada hızlanır. Ferrari’siz.
Küçük Utanç Anları
Navigasyon yanlış sokağa sokar.
Müzik listesi garip bir şarkıya geçer.
Garson hesabı yanlış masaya getirir.
Ve ikiniz de aynı anda gülersiniz.
İkinci randevunun sırrı burada:
kusursuzluk değil, rahatlık.
Vedaya Yakın Olan Sessizlik
İlk randevuda veda kısa olur.
İkinci randevuda…
kimse arabadan inmek için acele etmez.
Cümleler yavaşlar.
Kapı kolu bekler.
Zaman biraz uzar.
Çünkü herkes aynı şeyi düşünür:
“Üçüncü randevu olacak mı?”
Ama kimse sormaz.
Henüz.
Veee…
İlk randevu meraktır.
İkinci randevu ihtimal.
Üçüncü randevu… hikâyenin başladığı yer.